Denizli Tekden Hastanesi 8 Mart’ta kadınlara dikkat çekti

Özel Denizli Tekden Hastanesi Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Psikiyatri Uzmanı Dr. Gülnur Şen, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Gülnur Şen, “Daha önce sadece ‘halk sağlığı’ derslerinde kullandığımız pandemi sözcüğü bir yıldır hayatımızın bir parçası oldu. Özellikle sağlık çalışanlarının pandemi sürecinde gösterdikleri bu mücadeleden dolayı sağlık çalışanı emekçileri başta olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlarım. Kadın doktorlar, kadın hemşireler, ebeler, tıbbi sekreterler, fizyoterapistler, psikologlar diyetisyenler, laborantlar, teknisyenler, paramedikler, acil tıp teknikerleri ve tüm kadın sağlık çalışanları pandemi süresince yeri geldi sevdiklerinden ayrı kaldı yeri geldi Covid ile mücadele eden hastaların yanında sabahladı. Bundan dolayı sağlık çalışanları nezdinde tüm kadınların gününü kutlarım. Covid-19 ile mücadele eden sağlık çalışanlarının yarısından fazlası kadın ve Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamalarına göre Covid-19’a yakalanmış olan sağlık çalışanlarının da maruziyet oranı göz önüne alındığında yarısından fazlasını kadın sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Hayatın tüm alanlarında olduğu gibi sağlık sektöründe de kadınlar erkeklerle omuz omuza mücadele vermektedir” diye konuştu.

Kontrollü normalleşme sürecine değinen Uzm. Dr. Gülnur Şen, “Yeni normal denilen bu dönemde toplum olarak hayatımızda birçok değişikliğe uyum sağlamaya çalışırken bu değişikliklere bağlı bazı sorunlar da ortaya çıkmaya başladı. Kadın ve erkeğin hayatın her alanında sorumluluk ve rolleri hakkaniyetle paylaşması gerektiği aşikarken, ev işlerinin büyük bir kısmı, çocukların veya yaşlıların bakımı gibi sorumluluklar istisnalar hariç orantısız bir şekilde kadınların sorumluluğunda olabilmekte ve bu da kadınlar için ekstra stres kaynağı oluşturabilmektedir. Pandeminin en yoğun döneminde sağlık çalışanı kadınlar başta olmak üzere tüm sağlık çalışanları uzunca bir süre evlerine bile gidememiş, çocuklarını ancak uzaktan görebilmişlerdir. Bununla birlikte sağlık alanında çalışan bazı kadınlarda travma, strese bağlı bozukluklar, tükenmişlik, depresyon ve kaygı bozukluğu gibi ruhsal bozuklukların görülme riski daha da artmaktadır. Pandemi sürecinde ev içi sorumluluğu sadece sağlık sektöründeki emekçi kadınlarda değil tüm kadınlarda artmış durumdadır. Ve pandemi sürecinde maalesef ev içi şiddet vakalarında da artış saptanmıştır. Eşler arası sorunların yaşandığı evlerde geçirilen zorunlu zaman dilimi bazen kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddete zemin oluşturmuştur. Bu nedenle bu süreçte sosyal desteğin geliştirilmesi çok önem arz etmektedir” ifadelerini kullandı.

Son dönemlerde artan kadına şiddete de değinen Uzm. Dr. Gülnur Şen, şu uyarılarda bulundu:
“Dünya Sağlık Örgütü ruhsal sağlığın kendini güvende hissetme, kendilik değeri ve özerklik duyguları ile yakından ilişkili olduğunu vurgulamakta ve kadınlarda ruhsal hastalıkların daha fazla görülmesini biyolojik temelli bir yatkınlıktan çok stres ve risk etkenlerine daha fazla maruz kalma ile ilişkilendirmektedir ki bu maruz kalma pandemi sürecinde daha da yüksek düzeyde olmuştur. Ekonomik ve sosyal statü farketmeksizin toplumdaki hemen hemen her kadın olumsuz etkilenmiştir. Tüm bu sebepler göz önüne alındığında salgın afet gibi tüm kriz dönemlerinden daha fazla etkilenen grupta yer alan kadınlar Covid-19 salgınında da ekonomik, psikololojik ve sosyal açıdan daha fazla zarara gören taraf olarak karşımıza çıktı. Ayrıca Türkiye Psikiyatri Derneği Kadın Ruh Sağlığı Çalışma Biriminin yaptığı açıklamada kadınlar depresyon, anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, somatoform bozukluklar gibi hastalıkların daha fazla görüldüğünü ortaya çıkarmışlardır. Depresyon kadınlarda daha fazla kronikleşmekte ve kadın olmak depresyonun tekrarlamasının öngörücüsü olarak görülebilmektedir”

Bu süreçte yapılması gerekenlerden de kısaca bahseden Uzm. Dr. Gülnur Şen, “Kadınlarda psikiyatrik eş tanı oranı yüksektir ve bu durum daha fazla yeti yitimine, belirti şiddetinin daha fazla olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle kadınlarda ruh sağlığını korumak çok önemlidir. Günlük kendine ait kısa da olsa zaman dilimleri oluşturmak, mümkünse her gün düzenli yürüyüş yapmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, uykuyu düzenlemek, mümkünse hobi edinmek, evdeki imkanlarla ‘rutin dışı’ etkinlikler yapmaya çalışmak, gerektiğinde kendine yardım kitapları okumak veya psikiyatrik yardım almaktan kaçınmamak önerebileceklerimizin başında gelmektedir. Tüm kadınların Dünya Emekçi Kadınlar Gününü sevgiyle kutluyorum” dedi.